|
Ülkemizde ağaç başına düşen verim 8.8 kg ile en düşük Kayseri'de, en yüksek verim ise 70.3 ile Iğdır'da elde edilmektedir , diğer illerin verim miktarları bu iki il arasında yer almaktadır. Daha önceden de bahsedildiği gibi üretimde dalgalanmaların ve ağaç başına yas meyve veriminin düşmesinde en büyük etken ilkbaharın geç donlarıdır. Karasal iklimin hüküm sürdüğü Doğu Anadolu ve Iç Anadolu bölgelerinde bunu açıkça görmek mümkündür. Buna karşılık kış ve ilkbahar mevsiminin ılık geçtiği Akdeniz ve Ege bölgelerinde kayısı ağaçları ilkbahar geç donlardan az etkilenmekte ve bu iki bölgede daha istikrarlı üretim yapılmaktadır. ı .6 Türkiye'nin Kayısı Üretimi Bölgeleri Türkiye'nin kayısı üretim merkezlerini yedi farklı bölgeye ayırabiliriz. ı .6. ı Malatya' da Bölgesi Ülkemizin en önemli kayısı üretim merkezi olan Malatya ili gerek kayısı üretimi ve gerekse kalite bakımından sadece ülkemizin değil hemen hemen dünyanın her tarafından tanınmaktadır. Bu nedenle bu ilin üretiminden bahsetmeden önce Malatya'da kayısının tarihçesine kısaca göz atmak gerekir . ı .6 .ı .ı Malatya' da Kayısının T arihçesi Adini Hititliler döneminde '' Meyve Bahçesi ,, anlamına gelen " Meliute, Maldiya, Melita'' kelimelerinden alan Malatya'da kayısının yanı sıra diğer birçok meyve türünün ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılmaktadır. Elma, armut , kiraz, şeftali, erik, ceviz ve dut Malatya çiftçisinin geçim kaynağı olan meyve türleridir. Fakat halk arasında ''Mişmiş'' de denilen kayısının Malatya'da ayrı bir önemi vardır. Malatya'da kayısının bilinen yazılı tarihi 1655'dir. Bu yılın ilkbahar aylarında Malatya'ya gelen ünlü seyyah Evliya Çelebi 53 Bin kişinin yaşadığı şehirde, 7.800 meyve bahçesi ve 7 kayısı çeşidinden bahsetmektedir .Evliya Çelebi Malatya'nın "kırmızı, sarı, beyaz, sulu, etli'' adlarında kayısılarının olduğunu, bunları selelerle bahçeden eve getirirken sularını akıtmamak için akıtmamak için koşmaktan başka çaresinin olmadığını yazar. Daha da önemlisi sayısını ve hesabını kimsenin bilemeyeceği kadar çok olan zerdalisinden yığınlarla pestiller yapılıp bunların katar katar yüklerle ülke ülke taşındığını vurgular. Diğer taraftan 1617-1693 yılları arasında yaşamış olan Niyazi Mısri şiirlerinde meyve ağaçları ile donanmış Asbuzu'nun '' Cennete benzeyen çok güzel bir doğa parçası'' olduğundan bahseder. Alman Genelkurmay Başkanlığı da yapmış olan Moltke, Osmanlı Ordusuna çağda.i eğitim yöntemlerini ,öğretmek üzere 1838 yılında geldiği Malatya'da kayısı , ceviz, erik ve dut ağaçlarıyla dolu Asbuzu'nun görülmemiş güzellikte bir yer olduğundan söz etmektedir. Meyvenin ve bilhassa kayısının Malatya için ekonomik önem kazanması Cumhuriyetin ilônı ile başlamıştır. Malatya'nın yerli tüccarlarından ''Hacı Sadi oğlu Mahmut Nedim'' 1923 yılında kayısıyı kükürtleyerek kurutur ve kükürtlemeyi çevresindeki çiftçilere öğretir. Kayısının hem uzun sure depolanması hem de kükürtleme ile birlikte albenisi arttığı için ülkemizi bir ağ gibi saran demiryolunun Malatya'ya gelmesi ile kayısının yurt içinde tanınması ve ekonomik önemi artar. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Malatya meyveciliğine ait sağlıklı bilgiler maalesef çok sinirlidir. Malatya'nın meyvecilik potansiyeli Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü müdürü Prof. Dr. Gleisberg'in dikkatini çeker ve baş asistanı Lütfi Ükümen'i 1933 yılında Malatya'ya gönderir. Ülkümen'in 1933-1936 yılları arasında Malatya'nın meyve çeşitleri ile meyve üretim alanlarını inceleyerek yaptığı doktora çalışması bir kitap halinde 1938 yılında yayınlanır. Bu kitaptan 1930'Iu yıllarda Malatya'da Hacıhaliloğlu, Hasanbey , Çataoğlu, Hacıkız, Kurukabuk (Gavuraşısı), Koyunoğlu, Osmanonbaşı, Sarılok ve Turfanda kayısı çeşidinin uzun- kırmızı, yuvarlak-kırmızı ve beyaz-uzun olmak üzere 3 tipi bulunmaktadır. Kayısı konusunda diğer önemli bir bilgi ise 3 temmuz 1930 yılında Malatya'da haftada bir yayınlanan Yeni Malatya gazetesinde bulunmaktadır. Haberde Malatya eski belediye başkanı Hacı Abdi Oğullarının Hasan Beyin bahçesinde halk tarafından Hasanbey adı verilen kayısının bir tanesinin 23 dirhem, 16 tanesinin ise bir okka geldiğinden ve meyvenin çok gösterişli olduğundan bahsedilmektedir. 1930'Iu yıllarda Malatya'nın önemli meyve alanları Derme, Horata, Hatunsuyu ve Orduzu suyunun geçtiği alanlarda yoğunlaşmıştır. Pınarbaşı'ndan başlayıp Gündüzbey , Ismetpaşa, Kileyik, Barguzu, Tecde, Yukarı ve aşağı Banazı, Adafı, Çarmuzu ve Eskimalatya'yı içine alan yaklaşık 30 km uzunluğundaki alan meyve bahçeleri ile kaplıdır. Yine o yıllarda Derme suyu ile sulanan 60.000 dekar meyve bahçesinin büyük çoğunluğunun kayısı bahçesi olduğu bildirilmektedir . Ükümen'in çalışması ile Malatya'nın meyvecilik potansiyeli anlaşılanca 1917 yılında Türk-Alman işbirliği ile bugün ki Meyvecilik Araştırma Enstitüsünün yerinde ''Kayısı Üretme Istasyonu'' kurulur. Bu istasyon bölgedeki fidan dağıtımını yaparak Malatya'ya meyveciliğin gelişmesinde önemli bir görev üstlenir. Yoğun çalışmalar sonucunda bölgede yeni kapama meyve bahçeleri tesis edilir , hastalık ve zararlılarla mücadele yaygınlaşır , gübre ve kaliteli fidan kullanımı sonucu üretimde önemli artışlar meydana gelir . Bu zaman içerisinde bazı yıllar ekstrem iklim koşulları Malatya kayısısını olumsuz yönde etkiler. 1936, 1941, 1944 ve 1951 yıllarında şiddetli kış veya ilkbahar donları kayısı ağaçlarına önemli zararlar verir. Kayısı ağaçları dondan zarar gören çiftçiler 1960'11 yılların başında kayısı ağaçlarını sökerek yerine elma fidanı diker veya sebze yetiştiriciliği yapmaya başlarlar. Ancak 1970'Ii yıllarda kuru kayısı ihracatının artması ve ekonomik önem kazanması ile birlikte yeniden kayısıya dönüş başlar . Ilde 1968 yılında 800 bin olan kayısı ağaç sayısı 1978'de 1.850 bine ulaşmıştır. Yaş kayısı üretimi ise 20 bin tondan 50 bin tona yükselmiştir. Yine 1968'de 4 bin ton olan kuru kayısı üretimi 1978'de 6 bin ton, 1988'de ise 30 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Son istatistik rakamlara göre 1997 yılında Malatya'da 6 milyon kayısı ağacından 34 bin kuru kayısı elde edilmiştir. 1998 yılında ise kuru kayısı üretimi 74 bine yükselmiştir. Yıllar arasında üretim bakımından meydana gelen dalgalanmalar ilkbahar geç donlarından kayısı çiçek ve meyvelerinin zarar görmesinden kaynaklanmaktadır. 1978 yılında 6.800 ton olan kuru kayısı ihracatı 1998 yılında 43 bin tona, elde edilen döviz miktarı ise 15 milyon dolardan 111 milyon dolara yükselmiştir. Yine kuru kayısı ihraç edilen ülke sayısı 1970'Ii yılların başında 20 iken bugün 70'e yükselmiştir. Bugün Türkiye yaş kayısı üretiminin yaklaşık Io50'si, kuru kayısı üretiminin ise Io95'i Malatya ilinde yapılmaktadır. Üretilen kuru kayısının çok önemli bölümü ihraç edilmekte ve dünya kuru kayısı ticaretinin Io80-85'i Malatya'dan sağlanmaktadır. Bütün bunların haklı bir sonucu olarak Malatya ili kayısı ile anılmaya başlanmış, daha doğrusu Malatya ile kayısı özdeş iki kelime haline gelmiştir. ı .7 Dünyada Kayısı Üretimi Bir sıcak mutedil iklim meyvesi olmasına karşılık, bu gün Sibirya'nın soğuk, Kuzey Afrika'nın subtropik, Orta Asya'nın çöl, Çin ve Japonya'nın nemli iklim bölgelerinde yetişen çok sayıda kayısı türü ve çeşidine rastlamak mümkündür. Değişik iklim alanlarında yetişen fazla sayıda kayısı tür ve çeşidine rağmen dünya yaş kayısı üretimi hala çok düşük düzeydedir. 1950 yılında 650 bin ton olan yaş kayısı üretimi, 1990'da 2.2 milyon tona ve 1998'de ise 2.7 milyon tona yükselmiştir. Bugün yaklaşık 400 bin hektar kayısı üretim alanında 2.0-2.6 milyon ton arasında yaş kayısı üretimi yapılmakta olup hektara verim 6.600 kilogramdır. Dünya nüfusu dikkate alındığında kişi başına düşen yaş kayısı miktarı yaklaşlk yarım kilo gibi çok düşük düzeydedir. Günümüzde kayısı yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı coğrafik alanlar Akdeniz Ülkeleri ve Avrupa'dır. Bunların dışında Bağımsız Devletler Topluluğu, ABD, Çin, Iran, Güney Afrika Cumhuriyeti, Avustralya, Arjantin, Şili, Fas ve Cezayir'de de önemli miktarlarda kayısı yetiştiriciliği yapılmaktadır. Önemli kayısı üreticisi ülkelerin yaş kayısı üretimleri Çizelge 3'de verilmiştir. |