| Kötü Son
Kendimi bildim bileli asiyim.Kimseyle de anlaşamam.Ee doğal olarak da dost sayım da çok düşük.Zaten böyle olmasını da ben istiyorum.Bence önemli olan miktar değil verimliliktir.Tek falsom dostluk ve arkadaşlıkdan değil.Aşk da bende dengesiz.Dengesiz derken anlamsız gibi birşey.İlk okulda aşık oldum ilk defa, ismini hatırlamıyorum ama sarışın ve mavi gözlüydü.İlkokulda boyum herkesden daha kısaydı.Ve okulun en yaramazı ünvanını da kimseye kaptırmamışım.2. sınıftayken 5.sınıftaki çocuklarla kavga eder eve hep önlüğüm kanlı giderdim.Annem de alışmıştı artık benim bu halime kimse bunun önüne geçemiyordu.Hergün kavga dövüş.Sadece erkeklerle değil kızlarla da anlaşamaz onlarla da kavga ederdim.Veli toplantılarında hep benim verdiğim zararlardan bahsedilir ve veliler benim nasıl bir çocuk olduğumu görmek için okula gelirlerdi.Belki de sınıfın en çalışkanı olmasam çocuklarını benimle görüştürmek dahi istemeyeceklerdi.Hocalar da, akrabalar da şaşardı bu kadar yaramaz ve zeki olduğuma.Oyuncaktan falan hoşlanmazdım hiç.Çocukken bile bana herşey çocukça gelirdi.Ortaokulda bayağı kız arkadaşım olmuştu.Ama hepsi günübirlik.Zaten günübirlik olmasa ne olurdu ki ortaokul işte:)Müdür ve okul görevlileri okuldan mezun olacağım günü beklerlerdi.Orta okulun son demlerinde bi akşam babam hatıra defteri getirdi. Dostluklara çok önem veriridi ailem.Defteri aldım ve okulda en yakın arkadaşıma satmıştım.Son günler hatıra defterleri geliyor yazmam için; içine tükürüp geri veriyordum.Sınıfça piknikler düzenlenir katılmam istenir; hiçbirine gitmezdim.Yaramaz olmama rağmen sevimli bir tiptim heralde ki hocalarım severdi beni.Derlerdi 'ahh bi de yaramaz olmasa.'Neyse liseye başlarken babam oturup bayağı bi öğüt verdi, artık kendimi düzene sokmam gerektiğini anlattı odamda, gizli gizli.Okula ilk gittiğim gün sıra yerinde bi çocukla kavga etmiştim ve daha okulu göremeden müdürün odasıyla tanıştım.Sinsice süzdüm müdür beyin odasını çünkü oraya daha çook gidecektim.İlk gün gördüğüm okulun en tatlı kızına arkadaşlık teklif ettim.Kızı sevdiğim falan yoktu gidip konuşayım dedim ve yaptımda.Kızda benden hoşlandığını söyledi ve başladık falan işte.Bir hafta falan sürdü heralde.Bu daha ilk aşamaydı.İlk üç hafta yaklaşık 6 kızla çıktım.Güzel gördüğüm her kızla konuştum.Asabiliğim ve kimseyle anlaşamamazlığım lise de de sürdü.Okul çıkışlarında herkes grup halinde arkadaşlarıyla giderken ben tek başımaydım.Biraz da farklıydım diğerlerinden.Onlar okul çıkışlarında üç beş arkadaş bilardoya falan giderken ben yanımdaki kızı nasıl eve atsam diye planlar yapıyordum.Çevremde çok kız olunca doğal olarak kavga da başımdan eksik olmadı.Kavgadan hiç korkmadım ve kaçmadım da.Dövüştüm hep.Bana bir söyleyene ben beş söyledim.Dayak yiyeceğimi bile bile kavga ettim, korkak olmadığımı ıspatlamak için.Tek başıma olduğum için de destek çıkacak dostum da yoktu.Eve yine gömleğim kanlı, kıravatım buruşmuş, ceketim yırtık gidiyordum.Sürekli bana artık büyüdüğümü ve kavga etmemem gerektiğini anlatıyorlardı.Benimse öğüt dinlemeye hiç niyetim yoktu.Lise de kötü giden tek şey derslerim oldu.Artık okulda derece yapamıyor, bırakın derece yapmayı belge dahi zor alıyordum.Lise yıllarında okulda tüm güzel kızlarla çıktım.Lise 1 ve 2 de okul basketbol takımındaydım.Tipimde bayağı düzgün olduğu için istediğim kızı elde edebiliyordum.Lise 2 de bir dost buldum kendime.Bi klupte basketbol oynuyordum orda tanışmıştık ve bizim okuldaydı.O da biraz benim gibi deli dolu birşeydi.Bununla sürekli iddia ederdik kim daha fazla kızla çıkacak diye.Bu dört de takılı kalırdı hep, bense geçerdim genelde.Lise son sınıfa kadar böyle devam etti.Hatta bir sene boyunca kim daha fazla kızla çıkacak diye yarışıyorduk kendi kendimize.Konuştuğum her kızı, tatlı vaadlerimle kandırıyor, eve sokma planları yapıyordum.Bayağı da başarılı olmuyor değildim hani.Zevkili geliyordu belki bana kızlarla oynamak.Ama olan hep kızlara oluyordu.Bi ajandam vardı hatta hala saklıyorum.Çıktığım tüm kızların isimlerini yazıyordum ona.İlerde yaşlanınca o günleri hatırlar gülerim diye.Lise de full kızla çıktım.Aslında çok da çaba sarf etmiyordum zaten çoğu kez onlar geliyordu benimle konuşmaya.Tabiki popüler de olmuştum biraz.Biraz göze batınca da herkes nefret eder senden.Ama bunlar hiç umrumda değildi benim.Kavga isteyenle ediyordum.Yolda yürürken çok kişiyle neden bakıyorsun diye kavga etmiştim.Okulda koridorda kızlarla yürürken okulun ayıları omuz vurup 'Önüne bağsana gardaş' diyorlardı.Tipime bakan 'Bu süt bişeye benziyo' deyip dövmek istiyordu.Ama içimdeki pisliği kimse bilmiyordu.Direk dönüp kavga ediyordum.Okul çıkışlarına tanımadığım tipler gelip 'O gızdan ayrılacağsın' diyodu.Bende hangisi deyip, ayrılmayacağımı söyleyip kavga ediyordum.Kaba kuvvetle bana bişey yaptırmamın zor olduğunu sanırım okulun sonlarına doğru anladılar.Yaşıtlarımla anlaşamadığım gibi hocalarla da anlaşamıyordum.Oke hocalar iyidir ama içinde bi ton kıl var.Kıravatım hep aşşağıdaydı, ceket de asla giymezdim edebiyat hocası müsibet karı ceket giy derdi.Zaten yazılılarım düşük olsaydı bırakacaktı beni.Tüm kanaatleri düşük verse de bırakamamıştı beni iki sene boyunca.Müdürümüz babamın çocukluk arkadaşı olmasa ben okuldan sanırım 2. hafta atılırdım.Tüm hocalar benim için kurul yapıp dilekce yazıp müdüre veriyor, müdür de beni çağırıp son bir şans daha verdiğini söylüyordu hep.Artık bizimkileri veli toplantılarına çağırmaz olmuştum.Benim o okulda tutan tek şey derslerimin biraz iyi olmasıydı.Yoksa kimse tahammül edemezdi sanırım.Neyse arkadaşla olan iddialarımız sürüyor, yeni yeni kızlarla takılıyor, liste yapıyorduk.Ve en nihayetinde lise bitmişti.Kavgalar, dövüşler, dersler, sınav falan filan derken bitirmiştik en nihayetinde.Tatile her sene gittiğimiz yere gidiyor orda da kavga edip, kızlarla gönül eğlendiriyordum.Sınav sonucum geldiğinde hiç de iyi bi yolda olmadığımı anlamıştım.Bir sene daha kalacaktım Malatya'da:(Tatilin bitmesini hiç istememiştim o yaz.Tek bir dostum vardı.Hayvanları sevsem bi köpek yetiştirecektim.Ama insanlar gibi hayvanları da sevmiyordum.Malatyaya geldiğimde fazla birşey değişmedi.Basketbolu bırakmıştım sınava konsantre olmak için ama bi faydası olmayacağını biliyordum.Daha zevkli uğraşlar buldum kendime.Dershane dışındaki hayatımda tektim.Herkesin yanında bi arkadaşı vardı.Sorunlarını anlatabildiği, fikir aldığı falan.Benim yoktu.Str et dedim ben kendi kendime yeterim diye düşünüyordum.Dershane döneminde bi arkadaşla tanıştım ortak yönlerimiz biraz vardı zaman geçti ve iyi de anlaştık.Dostum diyebileceğim ikinci kişi de girmişti hayatıma.Beraber ders falan çalışıyorduk.Zaten benim dershane dışındaki hayatımı kimse bilmezdi.Bilmezlerdi neler yaptığımı.Bu arada hayatımda değişmeyen tek şey kızlardı:)Kızlar herzamanki gibi vardı ve çoktu.Dershane hayatım boyunca hiçbir kızla gidip konuşmadım.Benle ilgilenenlerin bazılarıyla ilgilendim.İşte ilgilendim derken, hiçbiri için içimde aşk duygusu yoktu.Sallıyordum işte öyle.Gezmek tozmak için.Kızlar benim için bir ihtiyaçtı.Yaşıtlarımın çoğu sinemaya yalnız giderken ben her hafta değişen filmlere bi kızla gidiyordum.Zaten sinemaları oldum olası sevmişimdir.Sessiz ve karanlık ortam:)Neyse bu yeni dostumda daha önce hiç görmediğim, garip özellikler vardı.Hareketlerini kestirmek çok zordu.Bi kaç kız arkadaşı vardı ama birini severdi diğerlerini de umursamazdı.Sürekli bana yaptığımın yanlış olduğu söylüyordu bende sallamıyordum.Çıktığı en tipsiz kızı seviyordu zaten.Anlayamamıştım Onu.Sinemaya gitmezdi, en ücra kafelere giderdi kızla.Diğer kızlar görmesin diye mi derdim yok derdi.Beni sevmeyenler Onunla uğraşmasın istiyorum derdi.Bazı akşamalar beraber sabahlayıp bira falan içiyorduk.Zaten bu yeni dostum benle tanışmadan önce hayatında çok az bira içmişti.Neyse akşamları takılıyorduk, bunun kız arkadaşı zaten sabitti.İşte içtikçe özledim falan diyordu bende gülüyordum.Özlemek, sevmek, duygusallık.. Bunları hiç tatmamıştım.Zaten dostum sadece kafası iyiyken duygusaldı.Bi denemekde fayda vardı aslında.Ama nasıl olacaktı? Artık dandik ilişkilerden de sıkılmıştım zaten.Bi kıza aşık olmaya gelmişti sıra.Hani hayatının son günlerini yaşayan bi adam hiç tatmadığı duyguyu tatmak ister ya öyle bişe oldu sanırım.Neyse hoşuma giden bi arkadaşla konuşmaya başladım.Kıza ciddi olduğumu söylüyor ama inandıramıyordum:) Beni tanıyanlara sorduğunda demediklerini bırakmıyorlardı hakkımda.Biraz duygusal olmam gerekiyordu.Ama nasıl:)Sihirli sözcükler söylemem gerekiyordu, başaramıyor elime yüzüme bulaştırıyordum.Dedim duygusallık, aşk falan filan.Bunları çiçek sembolize eder.Doğum günü için çiçek almaya arkadaşın yanına gittim.Çiçek ver dediğimde bana güldü ve str lan falan dedi.O dahi inanmamıştı.Çiçeği aldım ve biraz süslemek için de bir dörtlük hazırladım kendi kendime.Çiçeği verirken söyleyecektim.Ama çiçeği kimsenin görmemesi gerekiyordu.Akşam gittim evlerine.Evin altındaki parkta oturduk.Ortam çok güzeldi.Özellikle akşam gitmiştim ki karanlığın büyüsü de sarsın ortalığı neyse.Biraz konuştuk çiçeği verme vakti gelmişti.Çiçek çantamdaydı..Çiçeği çıkarttığımda kahkaha attı.Ciddi moda geçtim ve beni dinle diyerek dörtlüğü okumaya başladım.Dörtlük gerçekten de çok saçmaydı.Kafiye, redif, uyak falan filan bi bok yoktu içinde.Ama önemli olan benim
kişisel olarak onu yazmam ve kendime ait birşeyi ona empoze etmemdi.Yaptımda.İnanmadı, güldü.Ben ciddi oldukça o inanmadı bana.Bayağı bi uğraştım ciddiyeti anlatabilmek için ama inanmadı.Haklıydı da aslında geçmişim çok sallantılıydı.Ben anlattım o inanmadı.. ben anlattım o inanmadı.Ayrılma
sebebim de inanmamsı olmustu zaten.Yerine gelene
de ben anlatiyorum o inanmiyor.. Ben anlatiyorum o
inanmıyor...
inGiLiZ †
|