 |
|
 |
|
|
|
|
 |
Ana cadde; No:21
Sonsuza kadar hayaletlerin oturacağı bazı yerler vardır; şatolar, daireler, apartmanlar, evler ve tahmin edebileceğiniz bu tür yerler.Bu fikir sadece bana ait deği; burada daha önce oturmuş olan insanlarda böyle düşünüyor.Bunun nedenini bilmiyorum.Sadece böyle olduğunu biliyorum.Buna karşı çıkacak insanlar olduğuna da eminim.Çünkü yanılıyorlar.Neden böyle düşündüğümü açıklıyayım.
Yüzyıllardır, kadınlar ve çocuklar yataklarına uyurken benim yalnız geçirdiğim günler boyunca bu çevrede, belki de şuan bunu yazarken oturduğum odada insanlar yaşadı.Batı tarafında yıpranmış duvar kağıtlarına asılı olan tozlu tablolar bunun yeterli kanıtıdır.Bana çok kötü şeyler anlatıldığı için batı kanadına pek gitmeyiz.
Benim bildiğim, bizi buraya çeken hiçbir şey yok; aslında tam tersi.Hava şartları çok kötü; gün boyu yağmur yağar ve geceleri de kalın bir sis tabakası etrafı kaplar.Manzara diye birşey yoktur; hertaraf dümdüz olduğu için ilgi çekecek hiçbir şey göremezsiniz.Bitki örtüsü ise sıkıcı denebilecek kadar tekdüzedir.Kültürel faliyetlere gelince..Neyse, ne kadar az konuşursam, o kadar iyi.Opera veya konser salonu yok, tiyatrocular veya dansçılar da buraya gelmez.Bir sürü sıkıcı antikayla ve yeteneksiz insanların gelişigüzel fırça darbelerinden oluşan tablolarla dolu küçük bir müzemiz var.Ah tabii, sandalyeleri hålå tam ortada olan ve eski perdede filmi göstermekle övünen çok eski bir sinemamız da var.Ben görmedim ama duyduğuma göre izleyicilere kulaklık dağıtmak veya ses sistemi kurmak yerine filimdeki diyalogların yazılı olduğu sayfalar dağıtılıyormuş; bilmiyorum, abartı olabilir.
Bütün bunlar insaların buraya yerleşmesi için herhangi bir itici faktör olmadığını göstermek amacıyla anlattım.Ne atalarımı buraya çeken şeyin, ne de benim burada kalmamı sağlayan şeyin ne olduğunu biliyorum.
Burası mutlu bir yer değil.Kendi payına düşenden çok fazla gözyaşı ve delilik, cinayet, intihar, ruhlar ve ruh kovmalar gördü.Bu son bahsettiğim konu, galiba biraz kilise çalışanlarının, ellerindeki malın değerini yüksek tutmak zorunda olan emlakçıların ve hayatını magazin gazetelerinde kazanmaya çalışan ve kendilerine konu bulmak zorunda olan gazetecilerin gururlarını okşamak için ortaya atılmış.
Tabii ki herkesin bildiği ruh kovma işlemleri pek işe yaramamış.
Diğerleri de çok anlamsızmış.
Çünkü o yaratıklar hålå burada; canları istediği zaman yerleri süpüren siyah cüppeleriyle -gece veya gündüz hiç farketmez- geliyorlar, şeytan gibi bağırıyorlar, çizdikleri lanet olası dairelerin içinde dönüyorlar, yüksek sesle cıyaklıyorlar.Bütün bunlar hålå yaşayan ruhlardan sağlanan enerjiyle yapılıyor; Tanrı onları korusun.Onlara karşı hiçbir silah yok, bu evde oturanların beyinlerine girmelerini engelleyecek hiçbir yol yok.O beyinlerin içinde, taa ki korkudan ve olmayan şeylerden şüphelenmelerini sağlayacak kadar uğraşıp insanları birbirine düşman edene kadar dönüp duruyorlar.
Size olduğu gibi bana da iyinin kötüyü yeneceğini, sevginin nefretten kötü olduğunu öğretmişti.O zaman neden bu evde kardeş kardeşi öldürdü; neden herhangi bir hayvan, kuş veya bitki canlı kalamıyor? Neden büyükler birbirine saldırmak yerine, yüreklerindeki acıyı masumları kullananların üzerine patlatmayı denemiyor?
Fakat burada biz mahsumuz, yani mahsumduk.Bu yaratıkların olması bizim suçumuz değil.Nereden geldiler? Bilmiyorum.Onları göremediğimiz zamanlarda nerede saklanıyorlar? Bunu da bilmiyorum.
Bildiğim tek şey yalnız olduğum! Yaşamak veya ölmek istiyorum; bu gri dünyada bir gölge olarak kalmak istemiyorum.Artık dokunamadığım bir kadınla aynı evde yaşamak, kahkahaları çınlamayan ve odalarına girip çıkan çocuklarla beraber olmak istemiyorum.Hayalet gibiler; yani bizim gibi.
Hepimiz; yani benim de sizin de atalarımız, arkalarında bize rahat vermeyen kötü anılar bırakmışlar.
Ve, buradan ayrılamıyoruz.
Bizi burada tutan bu yaratıklar kim? Bizi buraya bağlayan? Kendileride buraya mahkunlar mı? Onların da arkalarına takılmış hastalıklı bir geçmiş var mı?
Başkaları tarafından mı yönetiliyorlar?
Belki de onları siz yönetiyorsunuz.
Evet, koltuğunuzun başında rahat bir şekilde oturmuş, bu yazıyı okuyan sizler.Zavallı isteklerinizi karşılamak için dünyada kalmak zorunda olmamız sizin sevgi diye tanımladığınız dünyasal, dayatıcı, ve bencil duygu mu?
İyi düşünün!
Ve, hem kendi hem de bizim ruhlarımız için merhametli ve dürüst olun.
Yarın buraya yeni bir aile taşınacak.
Onlar adına korkuyorum!
Z.Z JEROMM.
|
|
 | |
 | |
|
|
Copyright © 1999-2004 M@L DiZaYn anasayfa |
platform | okul | irc |
manadolu
|
 |